|
Hastalığın
Belirtileri
Bazı hastalarda hiç
bir belirti olmaz. Bazılarında ise sık, güç ve
ağrılı idrar yapma, idrarın damla damla yapılması,
idrarda kan yada iltihap olması, ejekülasyonda kan
ve ağrı gibi belirtiler olabilir. Bu yakınmalar
aslında sadece prostat kanserine özgü değildir.
Prostatın kanser dışındaki diğer problemleri de
bunlara benzer yakınmalara neden olabilir. Emin
olmak için doktorunuzun detaylı bir muayene ve
inceleme yapması gerekir. Ayrıca yakınmaların
şiddeti ne kansere ne de kanser dışı problemlere
işaret eder.
ŞEKİL 2: Prostatın
parmak ile makattan muayene (PRM) edilmesi
Parmak ile rektal muayene (PRM): Bu işlem
için doktor eldiven giyerek parmağınızı rektuma (makata)
yerleştirir. Parmak yardımı ile prostatın büyüklüğü,
şekli ve kıvamı incelenir. Kanser parmakla muayenede set
olarak hissedilir. Ancak kanserin var olduğundan emin
olmak için daha başka testlerin yapılması gerekir.
ŞEKİL 3: Prostat
kanserinin makattan muayene ile saptanması
PSA testi: Prostat spesifik antijen (PSA)
düzeyini ölçen bir kan testidir. PSA prostat bezinde
üretilen ve kanda da bulunan bir proteindir. Prostat
kanseri, prostat iltihabı ve benign prostat büyümesi (BPH)
durumlarında kandaki PSA düzeyi artar. PSA testi % 100
kesin değildir. Ancak prostat kanseri tanısında ve
hastalığın seyrinin izlenmesinde çok önemlidir.
Transrektal ultrasonografi (TRUS): Rektumdan
yerleştirilen bir prob aracılığı ile prostat bezine ses
dalgaları gönderilir ve geri yansıyan ses dalgaları
aracılığı ile prostatın şekli, büyüklüğü ve iç
kesimlerinin detaylı görüntüsü alınır. Bazen prostat
kanseri tanısında DRM ve PSA testine ek olarak TRUS’tan
yararlanmak gerekebilir. Ayrıca prostat bezinden parça
almak (biyopsi) gerekirse TRUS bu işlem için de yardımcı
olur.
Biyopsi: Mikroskop ile incelenmek üzere
prostat bezinden hücre örneklerinin alındığı cerrahi bir
işlemdir. Biyopsi rektumdan prostat bezi içine uzatılan
özel iğneler yardımı ile alınır. Biyopsi prostat bezi
içinde kanser varlığı ve tipinin belirlenmesinde son
yöntemdir.
Ailesinde prostat
kanseri öyküsü bulunanlarda prostat kanseri riski
daha yüksektir. Ancak, 50 yaş ve üzerindeki bütün
erkeklerin risk altında olduğu unutulmamalıdır.
Bu nedenle:
Elli yaş ve
üzerindeki bütün erkelerin yılda bir kez parmakla
rektal muayene olmaları,
Elli yaş ve
üzerindeki erkeklerin PRM ye ek olarak yılda bir kez
PSA testi yaptırmaları önerilir.
Eğer PRM veya PSA
testinde bir şüphe varsa transrektal ultrasonografi
yapılmalıdır.
ŞEKİL 3: Prostattan
iğne ile biopsi alınması
Prostat kanserinin
sıklıkla herhangi bir belirti vermeden geliştiğini
unutmayınız. Düzenli olarak kontrolden geçmek hayat
kurtarıcı olabilir.
Prostat Kanserinin Evreleri
Doktorlar prostat
kanserinin yaygınlığını evrelendirme denilen bir
sistem ile tanımlarlar. Sıklıkla 2 evrelendirme
sistemi kullanılır
A-B-C-D Sistemi:
Erken evrelerde (A ve B evreleri) prostatın az
sayıda hücresi kanserlidir ve bu kanserli hücreler
sadece prostat içerisinde yer alırlar. Prostat
dışına çıkmamışlardır. Zamanla, kanser prostatın
daha büyük kısmını işgal eder. İleri evrelerde
kanser çevre dokulara (C evresi), daha sonra ise
lenf bezlerine, diğer organlara ve kemiklere (D
evresi) sıçrar.
TNM Sistemi: Bu
sistemde, T tümör boyutunu, N lenf bezi tutulumunu, ve M
ise diğer organlara sıçramayı belirler. Bu sistemle
bütün olası yayılma durumları tanımlanabilir. Örneğin
T3c, N1, M0; tümör prostat dışına çıkarak seminal
keseciklere sıçramış (T3c), bir lenf bezinde kanser var
(N1) ve diğer organlara kanser sıçramamış demektir (M0).
Aslında tam olarak birbirlerine karşılık gelmese de TNM
ve ABCD sistemlerindeki tanımlar birbirine benzer.
Derecelendirme
Evrelendirmeye ek
olarak kanserin ne oranda tehlikeli olduğunu
belirlemek için "Gleason Sistemi" kullanılır.
Biyopsi ile tümörden alınan parça mikroskop altına
konur ve hücrelerin normal hücre görünümünden ne
oranda saptığı belirlenerek bir derece verilir.
Gleason skoru 2 ile 4 arası olan tümörler normal
hücrelere çok benzeyen ve yavaş büyüyen hücrelerden
oluşur. 8 ile 10 arası skor verilen tümörler ise
daha kötü seyirli olanlardır.
Prostat
Kanserinin Tedavisi
Prostat kanserinin
tedavisi kanserin evresi, nasıl seyrettiği, hastanın
yaşı ve genel sağlık durumu ile değişik tedavi
seçeneklerinin yan etkileri göz önünde
bulundurularak belirlenir. Çok sayıda değişik tedavi
seçeneği bulunduğundan, size uygulanacak tedavinin
belirlenmesinde sizin, ailenizin ve doktorunuzun
yukarda belirtilen temel kriterleri göz önünde
bulundurarak birlikte karar vermesi en uygun
yaklaşım olacaktır.
Birinci seçenek "bekleyerek
gözlemektir". Prostat kanseri genellikle çok
yavaş ilerleyen bir hastalıktır ve yıllarca belirti
vermeyebilir. Ayrıca bu hastalık genellikle ileri
yaşlarda ortaya çıktığından bir dönem bekleyerek
gelişmeleri izlemek seçeneklerden birisidir.
Bekleyerek gözleme ile diğer tedavi seçeneklerinin
yan etki ve rahatsızlıklarından da kaçınılmış
olunur. Ancak, hastalık ilerledikçe, gereken
tedavilerin uygulanması kaçınılmaz olmaktadır.
Tedavi seçeneğinin
belirlenmesinde en önemli kriterlerden biri prostat
kanserinin evresidir. Erken evrelerde birinci amaç
kanseri vücuttan tamamen çıkarmak ya da kanser
hücrelerini öldürmektir. Eğer kanser ileri evrelere
ulaşmış ise kanser hücreleri tamamen temizlenmeyecek ya
da öldürülemeyecek kadar çoğalmış demektir. Bu durumda
kanserin büyümesini yavaşlatmayı veya durdurmağı
amaçlayan tedavi seçenekleri ön plana çıkar. Prostat
kanseri testosteron gibi erkelik hormonlarının
etkisi ile büyür. Bilindiği gibi erkeklik hormonlarının
çok büyük kısmı testislerde (yumurta) üretilir.
İlerlemiş prostat kanserinin tedavisi erkelik
hormonlarının kanser hücrelerini beslemesini engellemek
ile mümkün olabilir. Bu tedavi seçeneğine "hormonal"
tedavi denir.
Erken
Evrede Prostat Kanseri Nasıl Tedavi Edilir?
Erken evrelerde,
kanser prostat bezi içinde sınırlı iken
uygulanabilecek tedavi seçenekleri;
1. Radikal
Prostatektomi: Prostatın ameliyat ile
çıkartılmasıdır. Amaç prostatın çıkarılması ile
vücuttan kanser hücrelerini tam olarak
temizlemektir. İktidarsızlık ve idrarı kontrol
etmekte güçlük gibi yan etkileri olabilir.
2. Radyasyon
Tedavisi: Prostat bezi içerisindeki kanser
hücrelerini öldürmeyi amaçlar. İki şekilde
uygulanabilir.
a)Radyasyon ışınlarının
vücut dışından prostat bezine doğrudan uygulanması ile,
b)Prostat bezi içerisine
küçük radyoaktif tohumları ekerek.
Radyasyon tedavisi de
iktidarsızlık, ishal, karın ağrıları, makatta
rahatsızlık ve idrar yapmakta zorluklar gibi yan
etkilere neden olabilir.
İlerlemiş
Prostat Kanseri Nasıl Tedavi Edilir?
Çok ilerlemiş prostat
kanserinde bile hiç bir belirti olmayabilir.
İlerlemiş prostat kanserinin tedavisinde amaç
hastalığın daha da büyümesine engel olmaktır.
Kanserin büyümesinin durdurulması belirtilerin
ortaya çıkmasını erteleyebilir ya da var olan
belirtilerin şiddetini azaltabilir. Prostat
kanserinin büyümesini ve sıçramasını engellemek için
genellikle hormonal tedavi kullanılır.
1. Kısmi hormonal tedavi:
Testosteronun büyük çoğunluğu testislerde
üretilir. Kısmi hormonal tedavi ile testislerde
testosteron üretimi durdurulur. Bu amaçla
kullanılabilecek yöntemler:
a)Ösrojen: Ösrojen prostat kanseri
tedavisinde de zaman zaman kullanılabilen bir kadın
hormonudur. Erkekler östrojen alırsa testosteron
düzeyleri düşer. Ancak östrojen kullanımının bazı ciddi
yan etkileri olabileceğinden kullanımı çok yaygın
değildir. Günde bir tablet östrojen almak bulantı,
kusma, memelerde büyüme ve hassasiyet, kalp ve damar
problemleri (vücutta fazla sıvı birikmesi, damarlarda
pıhtı oluşması, inme, kalp krizi) ve cinsel isteğin
azalması gibi yan etkilere neden olabilir.
b)Orşiektomi: Orşiektomi testislerin ameliyat
ile alınması işlemidir. Cerrahi kastrasyon da denilir.
Testosteron üreten en önemli kaynak vücuttan
uzaklaştırıldığı için tümörün büyümesi yavaşlar.
İktidarsızlık ve sıcak basması gibi yan etkileri
olabilir. Bu ameliyatın yapılması için genellikle
hastanede yatmanız ve genel anestezi (narkoz) almanız
gerekmeyebilir. Ameliyattan hemen sonra evinize
gidebilirsiniz.
c)Medikal kastrasyon:
Testislerin testosteron
üretimi ameliyat yapılmaksızın da durdurulabilir.
Medikal kastrasyon testislerin testosteron üretimini
durdurmakta cerrahi kastrasyon kadar etkilidir. Bu
amaçla kullanılan ilaçlara LHRH analogları denir.
Türkiye de bulunan ilaçlar Zoladex, Lucrin ve Decapeptyl
dir. Ayda bir kez enjeksiyon ile uygulanırlar. Sıcak
basması, iktidarsızlık, memede büyüme ve hassasiyet,
cinsel isteğin azalması ve bulantı gibi yan etkilere
neden olabilirler.
2. Komplet hormonal tedavi: Hem cerrahi
kastrasyon (orşiektomi), hem de medikal kastrasyon (LHRH
analogları enjeksiyonu) testis kaynaklı testosteron
etkisini ortadan kaldırırlar. Ancak, vücuttaki tüm
testosteron etkisini tam olarak engellemezler. Böbrek
üstü bezleri de çok az oranda da olsa bir miktar
testosteron etkisi gösteren hormon sentezlerler. Bu
nedenle, bu hormonların etkisini ortadan kaldırmak için
ek ilaçların kullanılmasına gerek vardır. Bu ilaçlara "antiandrojenler"
denir. Eulexin, Casodex ve Androcur bu grup ilaçlardır.
Bu ilaçlar kan dolaşımındaki testosteronun prostat
hücrelerine ulaşmalarını engellerler.
Medikal veya cerrahi
kastrasyonun antiandrojen ilaçlar ile kombine edilmesine
komplet hormonal tedavi denir. Komplet hormonal tedavi
vücuttaki erkeklik hormonu etkisini tam olarak ortadan
kaldırır ve tümörün büyümesini yavaşlatır.
|