|
Kampanyalarla ve medya aracılığı ile halkın ve sağlık
personelinin eğitimi deri kanserinin erken dönemde
yakalanmasına imkan verecektir. Burada üzerinde
durulması gereken iki önemli nokta vardır;
1.
Kişinin kendi derisini kontrol etmeyi öğrenmesi,
2.
Sadece cildiye uzmanlarının değil tüm hekimlerin, hasta
başka nedenlerle müracaat etse bile, hastanın deri
muayenesini yapması, risk gruplarını deri kanserleri
konusunda uyarması ve yönlendirmesidir.
Deriden çok değişik isimler altında kanser gelişir. Sık
rastlananlar, derinin en dış tabakası olan epidermisteki
skuamöz hücrelerden kaynaklanan skuamöz hücreli kanser (SHK)
ve bu hücrelerin daha derin kısmında yer alan ve bazal
hücreler diye adlandırılan yuvarlak hücrelerden
kaynaklanan bazal hücreli kanser (BHK)dir.
Deri
kanserinin belirtileri nelerdir?
Derideki herhangi bir değişiklik kanser açısından
uyarıcıdır. Deri üzerinde zaman zaman açılıp kapanan bir
yara ya da kabarıklık deri kanseri belirtisi olabilir.
Buna kaşınma, akıntı, kanama ve kabuklanma eşlik
edebilir.
Deri
kanseri küçük, düz yüzeyli, parlak ve soluk
değişiklikler şeklinde kendini gösterebilir veya üzeri
düzensiz, kuru veya pul pul dökülen yassı, kırmızı nokta
şeklinde de başlayabilir. Kesin teşhis için, doku
örneğinin alınıp (biyopsi) patolojik inceleme yapılması
gerekir.
Deri
kanserleri çoğunlukla görünebilen yerlerde olduğundan
tanınması, uzun araştırmalara ve tetkiklere gerek
olmaksızın teşhis konması kolaydır. Erken tanının önemi
yanında , esas üzerinde durulması gereken nokta konunun
ciddiye alınması ve uzman gruplar tarafından uygun
tedavi yönteminin seçilmesidir.
Klinik gözlemler, ülkemizde deri kanserlerinin hasta ve
sağlık personeli tarafından yeterince ciddiye alınmadığı
yönündedir. Oysa, uygun teknikle tedavi edildiği
takdirde deri kanserlerinde iyileşme yüzde yüze
yakındır. Erken tanı ile tedavi maliyetleri düşecek, iş
gücü kaybı azalacak ve tedaviye bağlı estetik ve
fonksiyonel kayıplar hiç görülmeyecek veya minimal
olacaktır.
Kampanyalarla ve medya aracılığı ile halkın ve sağlık
personelinin eğitimi deri kanserinin erken dönemde
yakalanmasına imkan verecektir. Burada üzerinde
durulması gereken iki önemli nokta vardır;
1.
Kişinin kendi derisini kontrol etmeyi öğrenmesi,
2.
Sadece cildiye uzmanlarının değil tüm hekimlerin, hasta
başka nedenlerle müracaat etse bile, hastanın deri
muayenesini yapması, risk gruplarını deri kanserleri
konusunda uyarması ve yönlendirmesidir.
Deriden çok değişik isimler altında kanser gelişir. Sık
rastlananlar, derinin en dış tabakası olan epidermisteki
skuamöz hücrelerden kaynaklanan skuamöz hücreli kanser (SHK)
ve bu hücrelerin daha derin kısmında yer alan ve bazal
hücreler diye adlandırılan yuvarlak hücrelerden
kaynaklanan bazal hücreli kanser (BHK)dir.
Teşhis
BHK
vs SHK genel olarak aynı yolla teşhis ve tedavi
edilirler.
Biyopsi:
Doku
örneği alınması için değişik seçenekler mevcuttur. Hangi
biyopsi yönteminin seçileceği tümörün yerleşim yerine,
şekline ve başvurduğu kliniğe göre değişir.
1.
Açık yara varsa, yara üzerinden bir cama (lam) akıntının
bulaştırılması ile örnek alınması mümkün olabilir.Bu
yöntemle yanılma payı vardır.
2.
Açık yara varsa, yara üzerinden tıraşlama yöntemi ile
örnek alınıp bir cama (lam) yayılabilir veya formol
içinde saklanabilir.Bu yöntemle de yanılma payı vardır.
3.
İğne biyopsisi yapılabilir. Sık başvurulan bir yöntem
değildir.
4.
Silindir şeklindeki bir alet aracılığı ile doku örneği
alınabilir (punch biyopsi).
5.
Yaranın bir bölümü cerrahi olarak çıkarılabilir (insizyonel
biyopsi)
6.
Yaranın tamamı cerrahi olarak çıkarılabilir (eksizyonel
biyopsi)
Son
3 yöntemde yanılma payı çok azdır. Yukarıdaki
şekillerden herhangi biri ile yapılan biyopsi mikroskop
altında incelenir ve teşhis konur.
Deri
kanserleri nadiren bölgesel lenf bezlerine yayılma
yapar. Buna rağmen, hızla büyüyen veya uzun süredir var
olan ya da geniş yer kaplayan deri kanserlerinde lenf
bezleri de dikkatlice muayene edilmeli, büyümüş lenf
bezi varsa doğrudan veya ultrasonografi altında ince
iğne biyopsisi yapılmalıdır. Bazı özel durumlarda, ileri
radyolojik testler yapılmasına gerek duyulabilir.
Tedavi Planlaması
Tedavide amaç, tekrar ortaya çıkmayacak şekilde kanserli
dokunun tümüyle çıkarılması veya tümüyle tahrip
edilmesidir. Bu işlem hastada az iz bırakmalı ve işlev
kaybına neden olmamalıdır. Tedavi şekli her hasta için
ayrı ayrı planlanmalıdır. Deri kanserlerinin çoğunun
güneş ışınına fazla maruz kalan yüz bölgesinde görüldüğü
göz önüne alınırsa, tedavinin planlanmasının önemi de
kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Hastanın yaşı,
derisinin iz bırakma özelliği, genel durumu ve önceki
hastalıkları yanında kanserin yerleşimi, büyüklüğü ve
lenf bezlerine yayılma olup olmaması da tedavi seçimini
etkiler.
Cerrahi tedavi
Deri
kanserlerinin çoğu lokal anestezi ile yapılabilen kısa
ameliyatlarla tedavi edilebilirler. Biyopsi amacı ile
yapılan ameliyat biraz geniş tutularak (eğer bu işlem
ciddi bir nedbe bırakmayacaksa) tanı ve tedavi işlemi
aynı anda gerçekleştirilebilir. Yüzde özellikle göz
kapağı, kulak ve burun gibi bölgelerde geniş biyopsi
yapma olanağı yoktur. Patolojik incelemede kanserin
tümüyle çıkarılmadığı veya kanser hücrelerinin yara
kenarlarına çok yakın olduğu rapor edilirse, ikinci bir
ameliyatla bölgenin daha geniş çıkarılması gerekebilir.
Estetik ve fonksiyonel açıdan risk taşıyan bu
bölgelerde, önce sadece tanı amaçlı işlem, ardından
tedavi planlanmalıdır. Bulunduğu yere bağlı olmak
kaydıyla küçük deri kanserlerinin çoğunda yara dudakları
karşı karşıya getirilerek, yara primer kapatılabilir.
Bunun mümkün olamadığı durumlarda, yaranın yakınından
hazırlanan deri flepleri veya kanser yüzde ise, tercihen
kulak arkasından alınan tam kalınlıkta deri grefti
yarayı kapatmak için kullanılır. Bazı hallerde, kansere
uzak bölgeden hazırlanan flepler ile onarım gerekebilir.
Uygun yerleşimdeki deri kanserlerinin cerrahi olarak
çıkarılmasından sonra, ince deri greftleri onarım için
yeterli olabilir. Deri kanserlerinin cerrahi tedavisinde
plastik cerrahi açısından çok değişik seçenekler
mevcuttur, önemli olan doğru cerrahinin planlanmasıdır.
Radyoterapi (ışın-şua tedavisi)
Deri
kanserlerinin çoğu ışın tedavisine duyarlıdır. Yüksek
enerjili ışınlar kanser hücrelerinin çoğalmarını
engeller ve bu hücrelerin ölümüne neden olurlar.
Radyoterapi günde birkaç dakika süren, tümörün ve
hastanın genel durumuna bağlı olarak toplam 2-5 haftayı
kapsayan bir tedavi yöntemidir. Tedavinin cerrahiye göre
daha uzun sürmesi bir dezavantaj olmasına karşın
anestezi ve diğer cerrahi yan etkilerin olmaması bir
avantaj olarak karşımıza çıkmaktadır. Radyoterapi ile
küçük deri tümörlerinde hastalığın kontrolü ve tedavi
şansı cerrahi ile eşittir. İyi kalitede yapılmış
radyoterapinin estetik sonuçları da yüz güldürücüdür
Tedavinin yan etkileri açısından bazı hastalarda tedavi
sırasında tedavi alanında kızarıklık, sulanma ve deride
renk değişiklikleri görülebilir ve bu yan etkilerin
büyük bir çoğunluğu tedavi bitiminden birkaç hafta sonra
iyileşir. Geç dönemde ise nadiren tedavi bölgesindeki
derinin renginde ve yapısında ( kuruluk, incelme, deri
üzerinde ince kan damarlarının oluşması gibi)
değişiklikler yaratabilir.
Daha
önceden radyoterapi yapılmış bölgede kanser yeniden
gelişirse cerrahi tedavisinde bazı güçlükler doğabilirse
de günümüz plastik cerrahi ameliyat teknikleri ile bu
bir sorun oluşturmamaktadır.
Radyoterapi hastanın klinik durumuna, tercihine ve
beklenen estetik sonuçlara göre farklı amaçlarla
kullanılabilir ;
Biyopsi ile tamamı çıkarıltılmış deri kanserinin
patoloji raporunda cerrahi sınırlarda tümör hücresi
saptanmış ve hasta tekrar ameliyat olmak istemiyorsa
veya yapılacak cerrahi girişimin estetik sonuçlarının
iyi olmayacağı düşünülüyorsa radikal radyoterapi (kür
sağlamaya yönelik) uygulanır.
Sadece tanı amacı ile biyopsi yapılmışsa ve hasta
ameliyat istemiyorsa veya yapılacak cerrahi girişimin
estetik sonuçlarının iyi olmayacağı düşünülüyorsa
radikal radyoterapi uygulanır.
Ameliyat öncesi radyoterapi yapılarak büyük tümörlerin
küçültülmesi ve ameliyata uygun hale getirilmesi
amacıyla radyoterapi uygulanabilir ve ameliyatta tümör
çıkarılıp genellikle plastik cerrahi yöntemleri ile
kapatılır.
Ameliyat sınırlarını geçmiş hastalarda radikal veya
palyatif (kür sağlamaya yönelik olmayan ve hastanın
yakınmalarının giderilmesine yönelik ) radyoterapi
uygulanabilir.
Radyoterapinin özel bir şekli olan brakiterapi ( -interstisyel
radyoterapi-doku içine radyoaktif tellerin
yerleştirilmesi ve yeterli tedavi yapıldıktan sonra bu
tellerin çıkarılması) ile dudak kanseri gibi bazı özel
lokalizasyonlarda iyi fonksiyonel ve estetik sonuçlar
alınmaktadır.
Küretaj (kazıma) ve elektrikle kurutma
Deride kanserli bölge kaşık şeklindeki bir küretle
kazınır, özel bir cihazdan sağlanan elektrik akımı ile
kanama durdurulur ve kanser hücreleri öldürülür. Sonunda
düz,beyaz bir iz kalır. Bu işlem deri kanserlerine
alışkın bir deri hastalıkları uzmanı tarafından
yapılmalıdır. Sık başvurulan bir tedavi yöntemi
değildir.
Dondurma yöntemi ile tedavi (cryosurgery)
Küçük deri kanserlerinin tedavisinde aşırı soğuk
kullanılabilir.Sıvı nitrojen tümör üzerine
uygulanır,anormal hücreler ölür.Buzların çözülmesinden
sonra ölü dokular vücuttan ayrılır. İşlemin ikinci kez
uygulanması gerekebilir. Bu işlem genellikle
acıtmaz,uygulanan bölgede ağrı ve şişlik
olabilir.İyileşme sonrası beyaz bir iz kalabilir.
Kesinlikle bu konuda uzman bir doktor tarafından
uygulanması gereken bir tedavidir.
Lokal kemoterapi
Krem
ya da losyon şeklindeki antikanser ilaçlar aktinik
keratozda olduğu gibi yüzeyel deri kanserlerinde de
lokal olarak kullanılabilir. Fluorouracil (5-FU) birkaç
hafta boyunca her gün lezyon üzerine uygulanır. Uygulama
sırasında yoğun inflamasyon görülür, zamanla geçer,
genellikle iz kalmaz.
|