|
Cilt
kanserinin BCC, SCC ve Melanoma olarak adlandırılan 3
türü bulunuyor. Her 6 etişkinden birinde görülen BCC,
oldukça yavaş gelişen ve nadiren iç organlara sıçrayan
bir tür olarak biliniyor. Tedavisi sırasında kullanılan
ilaçlar ise görünümü kalıcı olarak bozabiliyor.
Çoğunlukla kırmızı ve kabuklu ya da siğil şeklinde
ortaya çıkan SCC ise, ihmal edildiği takdirde iç
organlara sıçrama riski yüksek bir tür. Bu tür, ABD de
her yıl bin 200 kişinin ölümüne sebep oluyor.
Cilt kanseri türleri arasında en öldürücü olan ise
Melanoma olarak adlandırılıyor. Her yıl Melanoma teşhisi
konan hastaların yaklaşık yüzde 20 sinin hayatını
kaybetmesi, tehlikenin boyutunu anlatmaya yetiyor da
artıyor bile. Daha çok vücutta var olan benler sebebiyle
oluşan bu kanser türü, cildin alt tabakalarını
etkilediği ve çok kolay yayılabildiği için çoğu kez
önlem alınamadan hastanın yitirilmesine sebep oluyor.
AÇIK RENK TENLİLER DAHA FAZLA RİSK ALTINDA
Güneşin yaydığı ultraviyole ışınlarına fazlaca maruz
kalınması sonucu tetiklenen cilt kanseri, açık renk
tenli kişiler için çok daha büyük bir tehlike
oluşturuyor. Ancak uzmanlar, erken teşhis edildiği
takdirde özellikle BCC ve SCC türü kanserlerin yüksek
oranda tedavi edilebildiğini, bunun için de ciltte
meydana gelen ve anormal olabilecek değişimlerin her
ihtimale karşı kontrol edilmesi gerektiğini belirtiyor.
Tüm cilt kanseri türleri aynı belirtileri göstermese de
hemen hepsi, kendini ciltte meydana gelen renk
değişimleri ve pullanma ile iltihaplı, kanamalı, ağrılı
ve kaşıntılı benekler şeklinde belli ediyor. Bu bölgeler
zamanla kabuk tutuyor, iyileşiyor ancak yeniden açık
yara şeklinde ortaya çıkıyor. Daha çok, fazlaca ve
korunmasız olarak güneş ışığına maruz kalan yüz, dudak,
kulak, boyun, göğüs, kol, bacak ve el gibi bölgelerde
görülen Melanoma, nadiren avuç içi, genital bölge veya
parmak aralarında da rtaya çıkabiliyor.
Uzmanlar basit gibi görünen ama cilt kanserine davetiye
çıkaran bazı faktörleri şöyle sıralıyor; "Açık ten,
güneş yanıkları, güneş altında normalden fazla zaman
geçirmek, fazla güneşli ve yüksek bölgelerde yaşamak,
benler, cilt lezyonları, ailede var olan cilt kanseri
hikayesi, zayıf bağışıklık sistemi, çevresel felaketlere
maruz kalmak"
Açık renk tene sahip kişilerde pigment hücreleri, yani
melaninler, güneşten veya solaryum cihazlarından yayılan
ultraviyole ışınlarına karşı çok daha korunmasız. Eğer
sarışın veya kızıl saçlı iseniz, göz renginiz açıksa,
çilleriniz varsa ve cildiniz çok az güneş ışığında bile
kızarma eğilimi gösteriyorsa, esmer veya buğday
tenlilere göre daha fazla risk altındasınız demektir.
Güneş yanıkları, kısaca, cildin yakıcı güneş ışınlarına
karşı gösterdiği tepki olarak tanımlanabilir.
Çocukluğunda veya ergenlik döneminde bir ya da birden
fazla kez güneş yanığı geçirmiş kişilerde, yetişkinlik
döneminde cilt kanserine yakalanma riski de önemli
ölçüde artıyor. Ayrıca yetişkinlikte maruz kalınan güneş
yanıkları da yüksek risk anlamına geliyor.
Olması gerekenden daha fazla süre güneş ışığına maruz
kalmak, kanser riskini artırıyor. Bronz bir cilt, sizi
çok güzel ve çekici gösterebilir. Ancak bronzlaşmanın
aslında, cildin ultraviyole ışınlarına karşı gösterdiği
tepki olduğunu da unutmamak gerekiyor.
FAZLA GÜNEŞLİ BÖLGELERDE YAŞAYANLAR DİKKATLİ OLMALI
Fazla güneş alan ve sıcak iklime sahip bölgelerde
yaşayanlar, nispeten daha soğuk bölgelerde yaşayanlardan
daha fazla risk altında bulunuyor. Aynı şekilde güneş
ışınlarının daha kuvvetli olduğu yüksek bölgelerde
yaşayanlar da, alçak bölgelerde yaşayanlara göre daha
fazla ultraviyole ışınına maruz kalıyor.
Vücudunda normal benlere göre daha büyük ve düzensiz
benler bulunan kişilerde, bu benlerin kansere dönüşmesi
olayına sık rastlanıyor. Eğer vücudunuzda bu tür lekeler
varsa, doktorunuzdan bunları takip etmesini isteyin.
Zira vücudunda fazla ben olan insanlarda kanser riski
oldukça yüksek.
Cilt lezyonları, cilt kanseri riskini artırıyor. Bu
lezyonlar genellikle pürüzlü, pullu ve koyu
kahverengidir. Daha çok güneş yanığına maruz kalmış yüz,
alt kol ve ellerde bulunurlar.
Eğer ebeveynlerinizden veya kardeşlerinizden birinde
cilt kanseri görüldüyse, siz de risk altında
olabilirsiniz.
Daha önce cilt kanseri rahatsızlığı geçirdiyseniz,
kanserin tekrar etme riskinin bulunduğunu unutmayın.
Cilt kanseri, daha önce organ nakli geçirmiş, bağışıklık
sistemini baskılama amacıyla ilaç tedavisi gören ve
lösemi gibi kan bozukluğu rahatsızlıkları yaşayanlarda
daha çok görülüyor. Yanık tedavisi görmüş veya bir
rahatsızlık sonucu deri hastalığı geçirmiş kişiler de,
güneş yanığına ve cilt kanserine karşı daha hassas.
Cilt kanseri riski yaşlanmayla doğru orantılı olarak
artıyor. Ama bu kanser türü orta yaş veya yaşlılıkla
sınırlı değil. Günümüzde 20 li ve 30 lu yaşlardaki
insanlarda da sıklıkla görülüyor. Unutmamak gerekir ki
belirtileri her ne kadar 50 yaşından sonra ortaya çıksa
da cilt, çok daha erken yaşlarda hasar görmeye başlıyor.
Bu yüzden cildinizde meydana gelen değişiklikleri
gözlemek ve herhangi bir olağandışı durumda uzmana
başvurmak, erken teşhis açısından büyük önem taşıyor.
|