|
Ana
atardamar (Aorta)dan gelen bir damarla kanlanırken,
toplayıcı damarı ana toplar damarlara (Vena Kava)
boşalır. Vücutta metabolizma sonrası oluşan zararlı
maddeleri ve fazla suyu idrar yoluyla uzaklaştırmak ana
görevidir. Bunun yanısıra kan basıncını (tansiyon)
ayarlamada ve kan yapımında da rol oynarlar.
Böbrek kanseri genellikle 50-70 yaşları arasında ortaya
çıkar. Erkekte kadına göre 2-3 kat daha fazla görülür.
Böbrek kanserinin nedeni henüz tam olarak
bilinmemektedir. Böbrek kanseri türlerini iyi huylu ve
kötü huylu olmak üzere 2 guruba ayırırız. Böbrekte en
sık görülen kitle basit böbrek kistleridir. Böbrek kisti
iyi huylu bir kitle olup kanserden tamamen farklıdır.
Çoğu zaman raslantısal olarak ortaya çıkan böbrek
kistleri insan yaşamını hiçbir zaman tehdit etmez.
Böbrek kisti saptanan hastalar gereksiz yere paniğe
kapılırlar ve tedavi arayışı içine girerler. Gerçekte
böbrek kistleri çoğu zaman tedaviyi bile gerektirmezler,
yalnızca izlemek hemen daima yeterli olur. Böbrek
kanseri ise kötü huylu bir kitle olup, böbrek
kistlerinin aksine insan yaşamı için tehdit
oluşturabilmektedir. Renal hücreli kanser, böbrekte kanı
süzen ve idrar oluşturan dokulardan köken alır. Böbrek
kanseri büyüdükçe etrafında yer alan lenf bezeleri,
karaciğer, kalın barsak ve pankreasa yayılabilir. Bunun
yanında, ana tümörden kopan tümör parçaları vüCudun
diğer uzak taraflarına giderek yerleşebilir (metastaz).
Böbrek kanserinin bilinen risk faktörleri:
Sigara
Aile öyküsü
Diet
Yüksek tansiyon
Şişmanlık
Mesleki risk faktörleri: Çelik endüstrisi, petrol,
kadmiyum, kurşun endüstrisi çalışanları ve asbestoza
maruz kalanlarda böbrek kanseri riski artmaktadır.
Radyasyon
Diyaliz: Kronik böbrek yetmezliği nedeniyle uzun süreli
hemodiyaliz programında olan hastalarda böbrek kisti ve
böbrek kanseri riski daha fazladır.
Genetik: Von Hippel-Lindau hastalığı genetik geçişli bir
hastalık olup beraberinde iki taraflı böbrek ve diğer
bazı organlarda kanser ortaya çıkması söz konusu
olabilir. Bu hastalar ve ailesi yakından izlenmelidir.
BELİRTİLERİ NELER?
Böbrek kanserleri erken dönemlerinde sıklıkla herhangi
bir belirti veya şikayet oluşturmaz. Böbrek kanserinin
büyümesi ile birlikte bazı belirtiler ortaya
çıkabilir.Bunlar;
İdrarda kan varlığı, gözle görülebilen kanama veya
sadece idrar tahlilinde görülebilen mikroskobik kanama
şeklinde olabilir.
Böbrek bölgesinde muayenede ele gelen kitle
İştahsızlık
Kilo kaybı
Tekrarlayan ateş
Devamlı olabilen yan ağrısı
Genel halsizlik ve kendini kötü hissetme
Tansiyon yükselmesi, kan değerlerinde normalin altına
inme (kansızlık) de böbrek kanserlerinde
görülebilir.Yukarda bahsedilen belirtiler böbrek kanseri
dışındaki hastalıklarda da gözlenebilir. Bu belirtileri
olan kişiler doğru teşhis ve tedavi için en kısa zamanda
bir üroloji uzmanına başvurmalıdır.
Ancak unutulmamalıdır ki erken dönem böbrek
kanserlerinde hiçbir belirti olmayabilir. Bu nedenle
doktora başvurmak için yukarda bahsi geçen belirtilerin
ortaya çıkması beklenmemelidir. Zira erken dönemde
yakalanan böbrek kanserlerinin tedavi başarısı ve buna
paralel olarak da tedavi sonrası yaşam süresi çok daha
yüz güldürücü olur.
TANI NASIL KONULMAKTADIR?
Doktorunuz ile görüşmenizde genel sağlık durumunuz
hakkında sorular sorulacak, takiben fizik inceleme
yapılacaktır. Ardından, genel sağlık durumunuzu
değerlendirmek amacıyla sizden kan ve idrar örnekleri
alınacaktır. Böbrek ve çevre organların
değerlendirilmesi amacıyla da çeşitli radyolojik
tetkiklerden faydalanılmaktadır. Bunlar arasında
ultrasonografi, İVP, bilgisayarlı tomografi, MRI vb.
tetkikler yer alır.
Bir kez böbrek kanseri ön tanısı konulduktan sonra
hastalığın yayılım derecesini anlamak amacıyla
doktorunuz ek tetkikler isteyebilir.
BÖBREK KANSERLERİNDE TEDAVİ
Böbrek tümörünün tedavisi hastanın yaşı, genel sağlık
durumu ve kanserin yayılım derecesine (evre) göre
belirlenir. Böbrek kanserlerinde birinci basamak tedavi
cerrahi yöntemle mevcut kanserli dokunun tamamen
çıkarılmasıdır. Ancak unutulmamalıdır ki cerrahi ile tam
tedavinin sağlanabilmesinde kanserin derecesi ve evresi
çok önemlidir.
Erken saptanabilen böbrek kanserlerinde cerrahi ile tam
tedavi sağlama şansı oldukça yüksektir. Kanserin evresi,
büyüklüğü ve sayısına göre değişmek üzere ya radikal
operasyon ile böbrek, böbrek üstü bezi ve etrafındaki
zar ve yağ tabakaları ile birlikte tamamen çıkartılır
(radikal nefrektomi) yada kısmi olarak yalnızca tümörün
çıkarılması (parsiyel nefrektomi) söz konusu olabilir.
Cerrahi teknik cerrah tarafından belirlenmek üzere açık
operasyon yada laparoskopik denilen kapalı yöntemle
olabilir. Kalan böbrek normal ise, hastalıklı böbreğin
alınması böbrek fonksiyonları açısından her hangi bir
sorun yaratmaz. Cerrahi tekniğe bağlı olmak üzere hasta
genellikle ameliyattan sonra 3-4 günde hastaneden
çıkarılabilir. Hastaneden çıktıktan sonra rahatlıkla
normal günlük aktiviteye geçilebilir. Çıkarılan örnekler
histopatoloji yöntemiyle incelenir ve tümörün cinsi,
karakteri ve yayılım derecesi belirlenir. Bu, hem tanıyı
kesinleştirir hem de yayılım hakkında bilgi verir.
Kanser Gerota kılıfı içinde ise hastaların büyük
kısmında başka ek bir tedaviye gerek kalmaz. Eğer tümör
kılıfın dışına çıkmışsa yada başka yerde de mevcutsa
cerrahi sonrası ek bir tedavi gerekecektir.
Ameliyattan sonra hastalığın derecesine göre gerekirse
immünoterapi denilen ek bir tedavi yöntemine
başvurulabilir.
Biyolojik tedavi (immunoterapi):
Aslında vücutta da doğal olarak üretilen savunma
sisteminin silahları olarak nitelendirilebilecek
maddelerin Dışarıdan vücuda verilmesi suretiyle
biyolojik yapının daha iyi kullanılması ve
güçlendirilmesi amaçlanmaktadır. Bu maddelerin
uygulanması doktor tarafından belirlenen bir program
dahilinde olmaktadır. Yan etkileri nedeniyle son derece
dikkatli ve deneyimli merkezlerde uygulanması uygundur.
Biyolojik tedavi sırasında hasta yan etkilerinin
izlenebilmesi için çoğu kez hastanede kalır. Bu
tedaviler yan etki olarak kas ağrısı, halsizlik, dikkat
kaybı, ateş, kusma ve ishale neden olabilir. Hastalar
genelde kendilerini çok yorgun hissederler. Bazılarında
deri dökülmesi olur. Bu problemler çok ciddi olabilir
ama tedavi bitince bu etkiler kaybolur.
Kemik tutulumu olan hastalarda bölgesel ışın
tedavisinden de (Radyoterapi) faydalanılır. Radyasyon
tedavisi:
Radyasyon tedavisi vücut dışındaki radyoaktif bir
kaynaktan gelen yüksek enerji içeren ışınların kanser
hücrelerini öldürmek için kullanılmasına dayanır.
Kemoterapi:
Kemoterapi kanserli hücreleri öldürmek için ilaç
kullanılmasıdır. Diğer bir çok kanserde etkili olmasına
rağmen böbrek kanserinde çok sınırlı bir etki gösterir.
Buna rağmen araştırmacılar yeni ilaç ve ilaç
kombinasyonlarını denemektedirler.
Hormon tedavisi:
Hormonlarla hücrenin büyümesi kontrol altına alınmaya
çalışılır. Hormon tedavisi ilerlemiş böbrek
kanserlerinde kullanılır.
Akılda tutulması gereken önemli bir nokta da böbrek
kanserlerinde cerrahi tedavi sonrası uzun yıllar boyunca
düzenli takiplerin hastalığın kontrolü açısından önemli
olduğudur.
|