|
Ülkemizin bazı yörelerinde bulunan ak toprak, gök toprak
olarak bilinen asbest veya zeolit içeren toprakla temas
akciğer kanseri yapmaktadır. Duvar sıvama ve yer döşeme
amaçlı kullanılan ve bebeklerin altına konan bu toprağın
bulunduğu alanlarda yaşayanlarda akciğer ve akciğeri
örten zardan köken alan kanserlere çok sık
rastlanmaktadır.
Bazen akciğer kanseri bir meslek hastalığı şeklinde
ortaya çıkar. Örneğin radyolog hekimler ve diğer
radyasyonla çalışanlarda ve asbest sanayinde
çalışanlarda akciğer kanserleri çok daha fazladır.
Asbest bir ses ve ısı yalıtım maddesi olarak sanayide
kullanılmaktadır. Bu iş kollarında (fren ve balata
üretimi, gemi ve uçak sanayi, asbestli tuğla ve yapı
malzemeleri üretimi gibi...) çalışanlarda akciğer
kanserleri bir meslek riski olarak ortaya çıkmaktadır.
Akciğer kanserinin sigaradan olduğu kesin midir?
Sigara ile akciğer kanseri arasındaki sebep-sonuç
ilişkisi doğru orantılıdır. Bir kişi sigaraya ne kadar
erken yaşta başlarsa, günde ne kadar çok sayıda ve ne
kadar uzun süre sigara içerse, içtiği sigaradan ne kadar
derin dumanı içine çekerse akciğer kanseri olma riski o
kadar fazladır.
Sigara içmeyen akciğer kanseri olmaz mı?
Bu,
çok daha az rastlanır bir durumdur. Oysa, sigara içen
bir kişinin akciğer kanseri olma riski içmeyene göre 13
ile 22 kat daha fazladır.
Sigaranın kanser yapıcı etkisi uzun yıllar
kullanıldıktan sonra kendini göstermektedir. Sigara içen
bir kişi sigarayı kaç yıl içerse içsin bıraktıktan sonra
akciğer kanseri olma riski giderek düşmekte ve 5-10 yıl
içerisinde hiç içmeyenlerle ayni oranda risk taşır
duruma gelmektedir.
Akciğer kanserlerinin %95 inde sebep sigaradır.
Önlenebilir kanser ne demektir?
Bazı
hastalıkların -örneğin genetik hastalıklar gibi-
nedenleri çok iyi bilinmez ya da, bilinse bile bunlardan
kaçınmak olası değildir. Oysa diğer bazı hastalıklar
değiştirilebilir çevresel faktörlerle
-mikroorganizmalar, beslenme alışkanlıkları, is ve
çalışma koşulları, hava kirliliği gibi- ilişkilidir. Bu
faktörler kontrol altına alınabilir ve
değiştirilebilirse hastalık önlenebilmektedir.
Akciğer kanseri olmamak için ne yapmalıyım?
Akciğer kanserleri sigarayla ortaya çıktığından
önlenebilir kanser türü olarak kabul edilmektedir.
Sigara kullanmamakla bir kişi akciğer kanseri olma
olasılığını çok büyük ölçüde ortadan kaldırmış
olmaktadır.
Akciğer kanseri genetik midir?
Ailede akciğer kanseri öyküsünün olması sigara içmemek
için en önemli nedenlerden birisidir. Çünkü akciğer
kanserinin ortaya çıkısında genetik faktörler de rol
oynamaktadır. Amcanızın, babanızın, kardeşinizin akciğer
kanserine yakalanmış olması eğer sigara içiyorsanız
sizin için bir erken uyarıdır. Bu uyarıyı dikkate
almazsanız sizin yakınlarınız da sizin yaşadığınız
türden bir acıya hazırlıklı olmalıdırlar.
Sağlıkla ilgili her hangi bir yakınmanızın olmaması çok
güzel. Ancak, bu yanıltıcı olabilir. Bazen hastalık uzun
süre kendini belli etmeden ilerleyebilmektedir. Sigara
içiyorsanız korkmalısınız! Gerçekten sizi rahatlatacak
bir sözü söyleyebilecek durumda değiliz.
Akciğer kanserinin belirtileri nelerdir?
Tüm
kanserlerde olduğu gibi kilo kaybı, halsizlik,
iştahsızlık yanında; öksürük, balgam çıkarma, kan
tükürme, göğüs ağrısı, nefes darlığı, hırıltılı solunum
gibi akciğerlerle ilişkili yakınmalar olabilir. Bunlara
bazen kanserin diğer organ ve dokulara yayılmasına bağlı
olarak vücudun değişik alanlarında ağrılar, yutma
güçlüğü, baş ağrısı, görme, denge bilinç bozuklukları vs
gibi bir çok farklı şikayetler eklenebilir.
Bunların hepsinin birlikte olması gerekli midir?
Bazen hiçbirisi bulunmayabilir veya bir ikisi
bulunabilir. Bazen de bu yakınmalar vardır ancak, hasta
akciğer kanseri değildir. Bu belirtilerin hiç biri
kansere özgül değildir
Eğer
uzun yıllar sigara içiyorsanız, yaşınız 40 in
üzerindeyse ve yukarıdaki yakınmaların biri veya bir
kaçı mevcut ise hekime başvurmanız ve akciğer kanseri
bakımından değerlendirilmeniz önerilir.
Yukarıda bahsedilen belirtilere sahip bir kişinin
öncelikle göğüs röntgeninin çekilmesi ve balgam
incelemesinin yapılması ilk adımdır. Bunu bronkoskopi ve
bilgisayarlı tomografiler ve tetkikler izler.
Bronkoskopi nedir?
Ağız
veya burundan ince ve bükülebilir, ışıklı hortum veya
rijit borularla akciğerlerimize kadar girilip solunum
yollarımızın içten gözlenerek muayenesidir.
Solunum yollarında yerleşmiş hastalıkların teşhisi ve
tedavisi için kullanılan bir yöntemdir. Hastalığın
doğrudan görülebilmesine, hasta alandan parça alınarak
biyopsi vb. işlemlerin yapılarak teşhis konulmasına
yarar.
Bronoskopi, solunum sistemini tutan ve bilhassa solunum
yollarında yerleşen bir çok hastalığın teşhisinde rutin
olarak kullanılmaktadır.
Hayatimiz boyunca attığımız her adımın, yaptığımız her
işin bir riski vardır. Trafiğe çıkmanın, uçağa binmenin,
yüzmenin ve yaptığımız nice işin taşıdığı risk
bronkoskopinin risklerinden az değildir. Bronkoskopi ve
bilhassa bükülebilir cihazlarla yapılan bronkoskopi
güvenli muayene yöntemlerinden birisidir. Dikkatli
çalışıldığı sürece ciddi bir sorunla karsılaşma
olasılığı son derece düşüktür.
Bronkoskopi öncesinde hastaya anestezi uygulanır. Yani
agri, öksürük, bulantı hislerinin uyanmasına mani olmak
üzere solunum yolu boyunca geçici süre uyuşma sağlayan
bir ilaç nefes yoluyla hastaya verilir. Bu işlem usulüne
uygun olarak yapılırsa hasta ağrı, acı çekmeden
bronkoskopi yapılabilir.
Akciğer kanseri bir kaç çeşit midir?
Akciğer kanserleri farklı hücre tiplerine göre
gruplandırılır. Her türün seyri, tedaviye cevabı,
farklıdır. Tedavi planlanırken kanserin türü de
bilinmelidir. Hastalığın ağırlığı da türüne göre
farklılık gösterebilir.
Akciğer kanseri teşhisi konan hastaya ne yapılmalıdır?
Öncelikle kanser olduğu mutlaka biyopsi ile
kesinleştirilmelidir. Sadece muayene veya röntgenlerine
bakarak kanser teşhisi konamaz. Bunu takiben, kanser
tipi belirlenmelidir. Bundan sonra ise kanserin
büyüklüğü, yerleşim yeri, yayıldığı diğer bölgeler
araştırılmalıdır. Bu işlemlere evreleme diyoruz. Son
olarak hastanın direnci, günlük yaşamını devam
ettirirken sahip olduğu performans tayin edilip, hasta
ile konuşarak tedavi kararı verilmelidir.
Bazı
hastalar parça alınmasına (biyopsi) pek sıcak
bakmıyorlar. Oysa, bu yapılmadan kanser tedavisine
başlanamaz. Kanser tedavisinde kullanılacak yöntemler ve
ilaçlar hastaya bir çok bakımdan riskler getirecektir.
Bu riskleri üstlenmesi için öncelikle kanser teşhisinden
ve tipinden emin olmak gerekir. Rastgele kanser tedavisi
olmaz.
Akciğer kanserinin tedavisi var mı?
Akciğer kanserli hastalarda da hastanın durumuna göre
çeşitli tedavi şekilleri vardır. Ameliyat, radyoterapi
(ışın tedavisi), kemoterapi (ilaç tedavisi) destek
tedavisi ve ismi burada verilmesine gerek olmayan diğer
tedavi yaklaşımları halen uygulanmaktadır.
Hangi hastalıkta olursa olsun uygulanacak tedavinin %100
başarılı olacağını önceden bilmek olası değildir.
Akciğer kanserinde de bu tedaviler ile bazen tam şifa,
bazen düzelme bazen ise sadece hastalığın ilerleyişini
durdurmak mümkündür. Kuşkusuz başarısız kalınan olgular
da söz konusudur. Hastanın, hastalığın ve uygulanan
tedavinin türüne göre bu sonuçlar değişebilir.
Bazı
kanserlerde elimizdeki tedavi şekilleriyle kanseri
tamamen yok etme şansı akciğer kanserlerine göre çok
daha yüksektir. Ancak, akciğer kanserli olgularda da bu
şans vardır. Hastanın bu şansını kullanması uygun olan
tercihtir. Hastayı tedavi ederken amacımız onu ölümsüz
kılmak değildir. Buna kimsenin gücü yetmez. Ancak,
hastalığı yok etmek, küçültmek, sınırlamak, sağ kalımı
uzatmak, hastanın yasam kalitesini artırmak gibi
amaçlarımız vardır. Bunlardan hangisine ne ölçüde
ulaşılırsa ulaşılsın tedavi başarılı olmuş
sayılmalıdır.Bazen ameliyat, radyoterapi ve/veya
kemoterapi birlikte uygulanabilir. Bu eş zamanlı da
olabilir. Birbirini takip edecek şekilde de olabilir.
Kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar belirli
aralıklarla tekrarlayacak şekilde (kürler halinde)
verilir. Hastanın ve hastalığın tedaviye cevap vermesi
durumuna göre kürlerin sayısı değişmektedir.
Kanser tedavisinin yan etkileri nelerdir?
Yan
etkiler kullanılan ilaca, ilaç veya ışını uygulama
tekniğine, ilaç veya ışının dozuna, hastanın yaşına ve
organ fonksiyonlarına, birlikte kullanılan diğer ilaç
veya tedavilere bağlı olarak değişir.
Kanser tedavisi, saç dökülmesi, bulantı, kusma yapar mi?
Bu
şekildeki yan etkiler kanser tedavisi sırasında sık
görülmektedir. Ancak, bunların hepsi de tedavi
tamamlandıktan sonra geri dönüşlüdür. Bazı ek ilaçlarla
bulantı önlenebilir. İshaller, enfeksiyonlar,
radyoterapi alanında cilt yanıkları, yutma güçlüğü,
ağızda yaralar ve akciğerlerde fibrozis oluşabilir. Bu
durumlarla karsılaşmamak için gerekli önlemler alınmalı
ancak, buna rağmen oluştuğunda ise uygun şekilde tedavi
edilmelidir.
Kanserle basa çıkmak için bu tedaviler dışında nelere
dikkat edilmeli?
Kanser teşhisi çoğu kez hastada bir psikolojik travmaya
yol açmakta ve bunu bazen depresyon izlemektedir.
Hastalığın adının kanser olması her şeyin bittiği anlamı
taşımaz. Kişinin olayı gerçek boyutlarıyla tanıması,
hastalığını, tipini, ağırlığını öğrenmesi, kendisini
bekleyen risklerden haberdar olması, planlanan tedavi
biçimleri hakkında ve en doğru kararı vermek üzere
bilgilenmesi gereklidir. Bu hekimiyle çok iyi bir ilişki
kurmasını gerektirir. Kanser tanısı aldı diye kendini
sosyal sorumluluk ve çevresinden dışlamamalı, hastalığı
elverdiğince uğraşılarını sürdürmeli, ancak yeterli
uyku, dengeli beslenme ve stresten uzak kalmaya özen
göstermelidir. Hastada ağrı, öksürük gibi yaşam
kalitesini bozan yakınmalar varsa bunlara dönük
tedaviler ihmal edilmemelidir. Tedavi sırasında ve
tedavi sonrasında gerekli kontrollerini zamanında
yaptırmalıdır.
Kanser ağrısını nasıl kesebiliriz?
Bazen akciğer kanseri çevre dokulara veya uzak organlara
yayılarak şiddetli ağrılar oluşturabilir. Bu durum
hastayı fazlasıyla rahatsız eder ve bezdirir. Kanserle
baş edilemese bile bu ağrının giderilmesi çok önemlidir.
Ancak, ağrıyı gidermek için bazen doğrudan morfin vb
ilaçlara başlanmaktadır. Gerçi bu ilaçlar kanser
ağrısının tedavisinde kullanılırlar ve çok da etkin
ilaçlardır. Ancak, bu ilaçlara bir süre sonra tolerans
gelişir ve başlangıçtaki etki artık görülmez olabilir.
Bu nedenle ağrı tedavisinde basamak ilerlemeli, önce
basit ağrı kesicilerle ise başlanmalıdır. Gereğinde doz
artırılarak kombinasyonlar uygulayarak zaman
kazanılmalıdır. Morfin vb ilaçlar ileri dönemler için
rezerv tutulmalıdır.
Kanser teşhisi hastaya söylenmeli midir?
Hastaya asla ve hiçbir zaman yalan söylenmemelidir.
Hastanın hastalığı hakkındaki sorularına doğru cevaplar
verilmelidir. Ancak, bütün doğruları hemen söylemek
doğru olmayabilir. Yavaş ve kademeli olarak bilgi
aktarılmalı, sorun açıklanırken çare ve tedavi biçimi
birlikte anlatılmalıdır. Hastanın yaşamla bağı ve
iyileşme umudu sarsılmamalıdır. Kuskusuz bu bir üslup
sorunudur. Hastasını önemseyen, acısını paylaşan, ona
zaman ayıran, sabırla dinleyen, onun sorununa çare
arayan, umudunu artıran empatik bir hekim davranışı iyi
bir tedavi kadar önemlidir.
|